YAŞAM
Giriş Tarihi : 14-11-2021 21:47   Güncelleme : 14-11-2021 21:47

Doğalgaza zam geldi mi? Son dakika Kasım 2021 Doğalgaza zam var mı?

Doğalgaz Zammı Açıklandı herkesin merakla beklediği zam ile ilgili açıklama Doğalgaza zamma dair detaylar araştırılıyor. Doğalgaza zam geldi mi? sorusunun yanıtı bu kapsamda merak edilen konular arasında yer alıyor.Dünyayı hızla etkisi altına alan enerji krizi, gıda başta olmak üzere birçok ürünün fiyatlarının artmasına neden oldu. Küresel nakliye ağlarının felç olduğu

Doğalgaza zam geldi mi? Son dakika Kasım 2021 Doğalgaza zam var mı?

Doğalgaz Zammı Açıklandı herkesin merakla beklediği zam ile ilgili açıklama Doğalgaza zamma dair detaylar araştırılıyor. Doğalgaza zam geldi mi? sorusunun yanıtı bu kapsamda merak edilen konular arasında yer alıyor.Dünyayı hızla etkisi altına alan enerji krizi, gıda başta olmak üzere birçok ürünün fiyatlarının artmasına neden oldu. Küresel nakliye ağlarının felç olduğu

ELEKTRİĞE ZAM GELDİ Mİ?

 

 

Avrupa giderek büyüyen doğalgaz krizi nedeniyle uzun, soğuk ve epey masraflı geçecek bir kışa hazırlanıyor. Kriz, enerji maliyetlerinin hızla yükselmesine neden olurken, gıda başta olmak üzere birçok emtiada fiyatlar anormal şekilde artış gösteriyor. Derinleşerek büyüyen krizin nedenleri ise pek çok karmaşık parametreyi içinde barındırıyor.

Küresel sağlık krizinin ardından “kademeli normalleşmeye” geçen dünya, pandemi sonrasında artan tüketici talepleri karşısında adeta kilitlenmiş durumda. Küresel pazarın bu derece hareketlenmesi, başta Çin olmak üzere Asya’daki birçok ihracatçı ülkenin enerji ihtiyacının artmasına neden oldu. Enerji ihtiyacı arttıkça, fiyatlar yükselmeye ve rekabet kızışmaya başladı.

 

Asya ülkelerinin yükselen doğalgaz ve petrol talebi karşısında, Avrupa’nın tedarikçi ülkeleri dezavantajlı duruma düştü. Ayrıca bu durum küresel nakliye ağlarında aksamalara yol açtı. Örneğin, İngiltere'de yaşanan nakliye kriziyle mücadele etmek için silahlı kuvvetler personeli, ay başından itibaren benzin istasyonlarına akaryakıt taşımaya başladı. Bu durum doğal olarak marketlere yansıdı, ürünlere erişim sınırlanırken fiyatlar da yükseldi.

Diğer taraftan, Paris İklim Anlaşması’nın “yeşil ekonomi” hedefi kapsamında, karbon oranlarının azaltılması için termik santrallere ve fosil yakıtlara getirilen kısıtlamalar, petrol fiyatlarının yüzde 60 oranında yükselmesine neden oldu. 

Uzmanlar, “yenilenebilir enerjiye geçiş stratejisinin” halihazırda Avrupa’nın enerji ihtiyacının çok küçük bir bölümünü karşıladığını söylüyor. Ayrıca dünyanın en büyük doğalgaz ihracatçısı olan Rusya’nın, Avrupa’nın “bağımsız enerji” fikrine sıcak bakmadığı biliniyor. Bu tablo, enerji krizinin sebepleri arasında sıralanıyor. Pek çok insanın en merak ettiği ise enerji krizinin faturaları ne şeklide etkileyeceği.

‘RAFTAKİ TARİH KİTABI, HEP KENDİNİ TEKRARLIYOR’

İçinde bulunduğumuz dönem kimilerine, 1973 Petrol Krizi'ni hatırlatıyor. Kısaca değinmek gerekirse, bu dönemde Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliği (OAPEC), 1973 Arap-İsrail Savaşı'nda, İsrail’i destekleyen Batılı devletlere petrol satışını askıya almıştı. Aynı yıl, petrol fiyatları anormal şekilde yükselişe geçmiş, borsa çökmüş ve etkileri uzun yıllar sürecek bir kriz dönemine girilmişti.

1973 Petrol Krizi'nden bir kare: "Benzin yetersizliği nedeniyle kapalı" Fotoğraf: Alamy

O günlerden gelen bir ses adeta tarihin tekerrür edeceğini bizlere hatırlatıyor. Yaşanan politik ve kültürel gerilim ortamında düzenlenen 1974 Eurovision Şarkı Yarışması’nın birincisi İsveçli pop müzik grubu ABBA’nın “Waterloo” şarkısında geçen “The history book on the shelf/ Is always repeating itself” (Raftaki tarih kitabı/ Hep kendini tekrarlıyor) sözleri tam da bu noktada, yaşanan krizlerin olası sonuçlarını anımsatıcı nitelikte.

AVRUPA'DAKİ ENERJİ KRİZİ NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Evet, tarih tekerrür ediyor; ancak onyıllardır böylesi bir enerji kriziyle karşı karşıya kalmamış ve enerjinin olmadığı bir dünyayı düşünmekte dahi zorlanan yeni nesiller için bu tablo adeta şok edici. İngiltere'de metrelerce uzayan benzin kuyrukları, boş marketler, tasarruf amaçlı elektrik kesintileri ve ısınma problemiyle karşı karşıya kalma ihtimali adeta “post-apokaliptik” bir durum olarak görülüyor. Dahası, krizin ekonomi, ulusal güvenlik, çevre ve halk sağlığı üzerinde ne gibi kalıcı etkiler bırakacağı da bugünden öngörülemiyor.

Gözden KaçmasınKüresel enerji krizi geliyor! Dünya bu kış üşüyecekHaberi görüntüle

Foreign Policy yazarı Brenda Shaffer, Avrupa’nın enerji piyasasını yeniden yapılandırmak için ciddi diplomatik enerji ve bütçe harcandığını ama gelinen noktada ciddi bir başarısızlık olduğunu söylüyor ve şu önemli soruyu soruyor: “Avrupa kendi enerji krizini nasıl yarattı ve bu sonuç diğer ülkeler için ne gibi dersler sunuyor?”

Doğalgaz krizi hiç şüphesiz en çok İngiltere'yi etkiledi. Brexit ile Avrupa Birliği'nin (AB) İç Enerji Piyasası'ndan ayrılan ve yeni bir rotaya giren İngiltere, tam karbon emisyon oranlarının düşürülmesi, fosil yakıtlara sınırlama getirerek yenilenebilir enerji sektörünün genişlemesi gibi belli başlıkları gündemine almıştı ki dünyayı etkileyen doğalgaz kriziyle karşı karşıya kaldı.

Fotoğraf: AFP

İngiltere'nin önünde iki seçenek var: Ya 2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) sürecinde verdiği sözlere sadık kalarak, karbon vergilerini ertelemeyecek ve dolayısıyla iç pazarı kırılgan hale getirecek ya da alternatif enerji kaynaklarındaki yetersizlik nedeniyle yeniden fosil yakıtla çalışan termik santraller için sübvansiyonları gündemine alacak.

Gözden Kaçmasınİngilizler doğal gaz fiyatı krizi için çözüm arayışında Haberi görüntüle

HOLLANDA'NIN DOĞALGAZ KRİZİNDEKİ ROLÜ NE?

Peki, daha önce Avrupa Birliği böylesi krizlerin yaşanmaması için nasıl bir yol izliyordu?

AB, enerji alanındaki çeşitliliği sağlayarak piyasayı belirliyordu. Doğalgaz ihtiyacının yüzde 50'sini Rusya’dan, geri kalanını ise Norveç ve Cezayir'den alıyor ve depolama tesisleri sayesinde piyasayı kontrolde tutuyordu. 2000’lerde doğalgaz üretim sahasını terk eden İngiltere, kullandığı doğalgazın yarısından çoğunu Norveç'ten, önemli bir kısmını da Hollanda ve Belçika’dan ithal ediyordu. Depolama tesislerini de azaltan ada ülkesi, kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına karşı savunmasız kaldı.

Avrupa’nın elini zayıflatan bir diğer durum ise, en büyük depolama havzasına sahip olan Hollanda’nın zaman içerisinde tesislerini kapatmasıydı. Financial Times bu konuyu “Avrupa'nın enerji krizini ne tetikliyor?” başlıklı haberinde ele aldı. Haberde geçmiş yıllarda Hollanda’nın Groningen kentinde yer alan Avrupa’nın en büyük doğalgaz üretim sahası, artan maliyetler ve iç politikadaki dengeler nedeniyle kapatıldı. Hollanda’daki Konut ve Kentsel Gelişim Araştırmaları Enstitüsü’nde gaz ve yenilenebilir enerji alanında çalışan Lourent Ruseckas, “Mevcut durum, ‘esnekliği’ ortadan kaldıracak” ifadesini kullanmıştı.

Gözden KaçmasınKriz adım adım geldiHaberi Görüntüle

Avrupa’da yaşanmakta olan enerji krizine ilişkin, Enerji Uzmanı Rahmi İncekara, Global Enerji Derneği Başkanı Murat Dilek ve eski BOTAŞ Gaz Alım Daire Başkanı Ali Arif Aktürk, hurriyet.com.tr’ye önemli açıklamalarda bulundu.

KRİZİN FİNANSAL DEĞERLENDİRMESİ

Krizi finansal çerçevede değerlendiren eski BOTAŞ Gaz Alımı Daire Başkanı Ali Arif Aktürk, global büyümeye ve buna bağlı olarak artan enerji talebine dikkat çekti.

“Avrupa’da küçük ve orta seviyedeki enerji şirketlerinin iflaslarını bekliyorum” diyen Aktürk, krizin çok kolay çözülebileceğinin, fakat bunun için Avrupa’daki siyasilerin daha esnek stratejiler belirlemesi gerektiğinin altını çizdi. “Olmayan parayla olmayan emtianın ticaretinin yapıldığı kaldıraçlı sistemler kapitalist sistemin kriz nedenleri” ifadesini kullanan BOTAŞ eski Daire Başkanı, “Şu andaki fiyat artışının nedeni, genel olarak talep artışı olabilir ama özelinde de finansal oyuncuların kaldıraçlı enstrümanlarda işlem yapmaları” diye konuştu.

Grafik: Harun Elibol

AVRUPA KRİZDEN ÇIKMAK İÇİN NE GİBİ ÇÖZÜMLER ARIYOR?

Doğalgaz fiyatlarının Avrupa’da kısa sürede çok hızlı yükselmesinin siyasi bir denkleme dönüşmesinin mümkün olduğunu belirten Enerji Uzmanı Rahmi İncekara da “Doğalgaz fiyatları ilk üç çeyrekte Almanya’da yüzde 300, Hollanda’da yüzde 270'in üzerinde arttı. Avrupa’da son 1 aylık periyotta hem doğalgaz hem de elektrik fiyatları 2 kat yükseldi” dedi.

Bu olumsuz tablo karşısında olanakları giderek azalan AB ülkeleri, içinde bulundukları krizden çıkma yolları arıyor.

İspanya

Doğalgaz fiyatlarındaki artış nedeniyle, İspanya’da elektrik maliyetleri geçen yıla göre yüzde 35 oranında yükseldi. Hükümet yaşanan kriz nedeniyle, enerji faturalarını azaltmak için harekete geçtiğini duyurdu. Başkent Madrid’de bir büfe sahibi olan Amparo Vega, BBC News’e yaptığı açıklamada, “Daha önceleri ayda yaklaşık 40 avro (447 TL) fatura ödüyordum. Bugün ise 60 avro (671 TL) ödüyorum” diyor.  

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in koalisyon hükümeti, dolaylı vergilerde indirime gitmeyi ve yüksek kârlı enerji şirketlerinin vergi oranını yükseltmeyi hedefliyor. Yenilenebilir enerji sektörü ise vergilendirmeden muaf tutulacak. 

Gözden Kaçmasınİklim krizi ‘faturası’Haberi Görüntüle

İtalya

Başkent Roma'da dükkanının önünde biraz hava almaya çıkan Michele Fiorita, “Manzara pek umut vaat etmiyor” diyor ve devam ediyor: “Enerji faturaları yaklaşık yüzde 15 oranında arttı; önümüzdeki birkaç ay içinde bu oranın yüzde 40’a ulaşacağı söyleniyor.”

Tükettiği enerjinin yüzde 40’ını doğalgazdan elde eden İtalya, gazın yarısını Rusya’dan ithal ediyor. Bu nedenle, Rusya’nın Avrupa’ya gaz ihracatını düşürmesi ve hammadde fiyatlarındaki artış İtalya ekonomisine ağır darbeler indiriyor. Enerji fiyatlarını azaltmak için 1,2 milyar euro'luk koruma paketini devreye sokan İtalya, birkaç hafta önce fazladan 3 milyar euro'luk bir paketi daha devreye sokacağını açıkladı. Başbakan Mario Draghi, yenilenebilir enerjiye geçiş için faturalara yansıtılan “sistem maliyetleri” bedelini devreden çıkartacaklarını duyurdu. Bu kararla birlikte, İtalya yenilenebilir enerji için finansal kaynağı devreden çıkartmış oluyor.

Polonya

Sene başından bu yana, Polonya’da enerji alanında üç fiyat artışı yaşandı ve enerji maliyetleri yüzde 20 oranında yükseldi. Doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yarısını ithal eden Polonya, geri kalan ihtiyacını yerli üretimle karşılıyor. Bu nedenle, krizin faturası ilk başlarda halka yansımadı.

Polonya ve Rusya arasındaki doğalgaz ticareti başlı başına siyasi bir mesele haline büründü. Hükümet, Gazprom’un egemenliğinden kurtulmak için Rusya ile yaptığı uzun vadeli tedarik anlaşmasını gelecek yıl sonlandıracağını açıkladı. ABD ve Norveç petrollerini alacağını duyuran Polonya, Rusya’nın tekel durumunu çok kötü kullandığını savundu.

Britanya Başbakanı Boris Johnson, İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan COP26 İklim Değişikliği Konferansı'nda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yan yana... Fotoğraf: AFP

Norveç

Norveç, AB’den gelen talep nedeniyle adeta kendi doğalgazını kullanamaz oldu. Avrupa’nın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi olan bu kuzey ülkesi, enerji ihtiyacının yüzde 1,4’ünü fosil yakıtlardan, yüzde 5,8’ini rüzgâr gücünden ve kalan yüzde 92’sini hidroelektrikten sağlıyor.

Üçte ikisi devlete ait olan Equinor enerji şirketi, Avrupa ve İngiltere'nin talebini karşılamak için gelecek yıl gaz ihracatını 2 milyar metreküpe çıkarmaya hazırlanıyor.

TÜRKİYE DOĞALGAZ KRİZİNDEN ETKİLENİR Mİ?

Avrupa'yı derinden sarsan konu ise doğalgaz krizinin Türkiye'yi ne şekilde etkileyecek?

Türkiye’nin doğalgaz tüketiminin 2021 yılında 60 milyar metreküpe çıkacağını tahmin eden Rahmi İncekara, kış aylarında ise günlük 300 milyon metreküpü aşan doğalgaz tüketimi beklediğini belirtti. İncekara, “Türkiye’nin gaz alım maliyetini yüzde 30 civarında artırması muhtemeldir. Gaz alım maliyetinin önümüzdeki 6 aylık periyotta 10 milyar dolar artması söz konusu olabilir” dedi.

Gözden KaçmasınBakan Dönmez'den doğal gaz açıklamasıHaberi görüntüle

Türkiye'nin başarılı bir enerji diplomasisi yürüterek dünyanın ciddi bir arz kriziyle karşılaştığı dönemi sıkıntısız şekilde atlatacağını vurgulayan Enerji ve Tabii lar Bakanı Dönmez’in sözlerini hatırlatan İncekara, kış yaklaşırken artması muhtemel doğalgaz talebinin karşılanması için gaz tedarik edilen ülkelerin yöneticilerinin Türkiye’ye sevk edilen gazın artacağını beyan ettiğini söyledi.

İncekara ayrıca, “Azerbaycan ile 2024 sonuna kadar geçerli olacak ve Bakü-Tiflis-Erzurum Hattı’ndan gelecek 11 milyar metreküplük ilave doğal gaz ticaret anlaşması yapılması gaz tedariki noktasında hayati bir önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.  

DOĞALGAZ KRİZİ, PARİS İKLİM ANLAŞMASI NEDENİYLE Mİ ÇIKTI?

AB liderleri, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 55 oranında azaltmak için kapsamlı iklim planlarını hayata geçirmekle meşgul. Ancak bir görüşe göre, bu dönüşüm büyük fiyat artışlarını beraberinde getiriyor. “Yeşil ekonomiye” geçişi savunanlar bile bunun kaçınılmaz olarak insanların cebine yansıyacağını kabul ediyor.

Karbonsuz yeni dünya düzeninde işlerin çok rasyonel yürüdüğüne inanmadığını söyleyen Global Enerji Derneği Başkanı Murat Dilek, “Uluslararası Enerji Ajansı'nın raporuna göre, fosil yakıtlardan üretilen elektrik hala 100 milyar dolardan fazla sübvanse ediliyor. Ama yenilebilir enerji kaynaklarına ayrılan bütçe bu miktardan 6’da 1’den bile daha azdır" dedi ve şunları ekledi:

"Baktığımızda karbon emisyonlarını azaltmak için bizim 100 trilyon kwatt/saatlik temiz enerji üretmemiz gerekiyor. Bu hedefe 30 yıl gibi kısa bir sürede ulaşmak için her yıl en az 3,3 trilyon kwatt/saatlik temiz enerji üretmemiz lazım.” 

Gözden KaçmasınAB’de enerji endişesiHaberi görüntüle

Öyle ki, İspanya hükümeti enerji krizinin AB Liderler Zirvesi’nde masaya yatırılmasını istemişti. Geçtiğimiz hafta toplanan zirvede, AB’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme kararı aldığı duyuruldu. “AB olarak kullandığımız gazın yüzde 80’ninde dışa bağımlıyız” diyen Komisyon Başkanı Leyen, “Bundan 10 yıl önce 2 kat pahalı olan yenilenebilir enerji kaynaklarımız az da olsa, enerji bağımsızlığımızı destekliyor. Bu alanda da çabalarımıza devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin enerji bakanlarının, yüksek enerji fiyatlarına çözüm bulmak için Lüksemburg'da yaptığı toplantıya atıfta bulunan Rahmi İncekara, “Bu toplantıda, alınacak tedbirler üzerinde anlaşmaya varılamamıştır. Dünya genelindeki enerji krizinin kısa sürede çözülmesi mümkün görünmezken, enerji fiyatlarının havaların soğuması ile daha da yükselmesi beklenmektedir” dedi.

Krizin önüne geçilmediği noktada, AB'nin iklim planlarına olan tepkinin büyüyebileceğinden korkuluyor. Financial Times, bu başlıkta Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un görüşüne yer veriyor. Birol, doğalgaz krizini “yeşil ekonomi” planının bir sonucu gibi değerlendirilmesinin yanlış olacağını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Bazıları, içinde bulunduğumuz durumu, ‘enerji geçişinin ilk krizi’ olarak göstermeye çalışıyor. Bu çok yanlış bir bakış açısı. Bu görüş yaygın hale gelirse, enerji dönüşümüne ilişkin atacağımız adımlar, yürürlüğe girecek politikaları olumsuz etkileyebilir.”

RUSYA'NIN DOĞALGAZ KRİZİNDEKİ ROLÜ NE?

Avrupa ve Asya başta olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alan enerji fiyatlarındaki artışın dünyanın en önemli enerji ihracatçısı ülkelerinden biri olan Rusya’ya yaradığını söyleyen Enerji Uzmanı Rahmi İncekara, ekim ayının ilk yarısında en fazla değer kazanan para birimi Rus rublesi olduğunu söyledi. İncekara, “Rusya’nın enerji ürünlerinin toplam 600 milyar doların üzerinde bir rezervi bulunduğu bilinmekte. Ülkedeki petrol fiyatının Ekim ayının ilk haftasında Brent varil başına 6 bin ruble ile rekor kırdığı görüldü” ifadesini kullandı.

 

Yaşananların sorumlusu olarak gösterilen Rusya’nın attığı adımları değerlendiren uzmanlar meselenin arka planında siyasi bir kriz olduğunda hemfikir. Peki gerçekten öyle mi? Rusya, doğalgaz ihracatını bir siyasal koz haline mi getirdi?

Avrupa, toplam gaz talebinin yaklaşık yarısını Rusya’nın devlet destekli tedarikçisi Gazprom’dan karşılıyor. Fakat, 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından ilhakından sonra AB ile başlayan siyasal kriz, enerji alanını fazlasıyla etkiliyor. Uzmanlar, yaşanan süreçte AB’nin Rusya’ya olan doğalgaz bağımlılığının giderek arttığını, bu durumun ise AB’yi savunmasız bıraktığını söylüyor.

Gözden KaçmasınRusya, Moldova'yı doğal gaz satışını kesmekle tehdit ediyorHaberi görüntüle

Rusya’nın 2009 ile 2019 arasında Ukrayna ile bir transit anlaşma imzaladığını söyleyen BOTAŞ Gaz Alımı Daire eski Başkanı Ali Arif Aktürk, Rusya ile Ukrayna arasında kriz dinamiklerinin 2009’dan önce de var olduğunu söyledi. Aktürk, “Rusya bu anlaşmayı imzalarken Ukrayna'yı 2019 yılında devre dışı bırakacağını duyurmuştu. Yeni projeler geliştirileceğini açıklamıştı ve bunu gerçekleştirdi” dedi ve şunları söyledi:

“2019 sonrasındaysa Ukrayna da farklı bir adım attı. Artık doğalgaz piyasasını liberalleştirme kararı aldı. Piyasadaki uzmanlar bunu hep arz talep dengesine bağlıyorlar ama geçmiş 5 yıllık talebe bakıyorum kriz dönemindeki talebin de altında bir talep var.”

Rusya, Gazprom üzerinden Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu doğalgazın tedarikinde uzun vadeli sözleşmeden yanaydı. Avrupa ise yenilenebilir enerjiye geçeceğini öne sürerek, uzun vadeli sözleşmelerden uzak durmak istiyordu. Bunun üzerine Rusya, Avrupa’ya gönderdiği doğalgaz oranlarında kısıtlamalar getirdi.

RUSYA DOĞALGAZ'I BİR SİLAH OLARAK MI KULLANIYOR?

Eylül ayında Rusya devlet başkanı Vladimir Putin, doğalgaz krizinin asıl sorumlularının Avrupalı yöneticiler olduğunu söylemiş ve AB ekonomilerini tehdit eden artışın hatalı politik manevralar nedeniyle yaşandığını öne sürmüştü.

Uzmanlar, Rusya’nın gaz kozunu bir silah olarak kullanıp kullanmadığı konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf Rusya’nın kendi depolama tesislerindeki oranları hızla yükseltmeye öncelik verdiğini ve son yıllarda iç pazardaki artan oranları karşılamaya çalıştığını söylüyor ve ihracata ağırlık vermediğini savunuyor.

Bu görüşü doğrulayan beyanat geçtiğimiz hafta Putin tarafından verildi. Rusya Devlet Başkanı, Gazprom'a Rusya'nın kendi gaz stoklarını doldurduktan sonra Avrupa'nın doğalgaz depolarına gaz sevkiyatına başlamasını istedi. Bu başlıktaki bir diğer görüş ise Rusya’nın attığı adımların hem doğalgaz fiyatlarını yükselttiğini hem de politik manevralara olanak tanıdığı yönünde.

Financial Times’ın “Gas shortages: what is driving Europe’s energy crisis?”; BBC News'nin “Gas crisis leaves Europe searching for solutions”; Foreign Policy’nin “Is Europe’s Energy Crisis a Preview of America’s?” ve Sky News’in “Energy crisis: UK's 'particularly difficult' circumstances mean it's suffering worse than European neighbours” başlıklı haberlerinden derlenmiştir.

ELEKTRİĞE ZAM GELDİ Mİ?

Merkez Bankası uzmanlarının yaptığı bilgilendirmeye göre, elektriğe zamma dair detaylar araştırılıyor. Elektriğe zam geldi mi? sorusunun yanıtı bu kapsamda merak edilen konular arasında yer alıyor.

 

Elektriğe zam geldi mi? sorusunun yanıtı gündemin merak edilen konuları arasında yer alıyor. Merkez Bankası (MB), iklim değişikliği yüzünden barajlarda üretilen elektrik miktarının azaldığını, buna karşılık son dönemde fiyatı olağanüstü artan doğalgazdan üretilen elektrik miktarının arttığını, bunun da yeni bir zam ve enflasyon artışına yol açabileceğini hesapladı. Peki, elektriğe zam var mı, zam gelecek mi?

 

ELEKTRİĞE ZAM GELDİ Mİ?

Merkez Bankası uzmanları tarafından yayımlanan enflasyon raporunda yer alan araştırma notuna göre, 2015 ila 2020 yılları arasında barajlardan üretilen elektriğin payı ortalama yüzde 22.3 düzeyinde seyrederken, bu yıl bu pay yüzde 14.6'ya geriledi. Buna karşılık aynı dönemde doğalgazın elektrik üretimi içindeki payı yüzde 32.5 düzeyindeyken bu yıl yüzde 39.3'e yükseldi. Elektrik üretiminde kullanılan doğal gaza yüzde 50'ye yakın zammın gelmesi nedeniyle elektriğe zam gelmesi bekleniyor. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

KURAKLIK ELEKTRİK ÜRETİMİNİ DE ETKİLEDİ

Eylül ayında elektrik üretimindeki payı yaklaşık yüzde 70'e ulaşan doğalgaz ve kömür fiyatlarının yıl genelinde ciddi ölçüde arttığına işaret edilen raporda, "Kuraklık ve hava koşulları gibi unsurlarla yenilenebilir enerjinin payında görülen bir azalış, doğalgaz ve ithal kömür gibi kaynaklara yönelime neden olmaktadır. Nitekim, bu yılın üçüncü çeyreğinde hidrolik kaynaklardan üretilen elektriğin payı geçmiş yıl ortalamalarına kıyasla gerilerken, doğalgazın payı yükselerek yüzde 40'a yaklaşmıştır. Elektrik fiyatlarında yüzde 10 oranında bir artış, tüketici enflasyonu üzerinde 0.27 puanlık doğrudan etki yaratmaktadır. Yİ-ÜFE elektrik fiyatlarında yüzde 10'luk bir artışın tüketici enflasyonuna dolaylı etkisinin de 0.15puan civarında olduğuna işaret etmektedir" denildi.